Adem KARABAYIR / Zeytinburnu Gündem Özel Haber
İstanbul Atletizm Spor Kulübü (İSTASK), 23 Ağustos 2026’da Balıkesir’in Gömeç ilçesinde düzenlenen Gömeç Atatürk Yol Koşusu için İstanbul’dan yola çıktı. Türkiye Atletizm Federasyonu takviminde yer alan organizasyonda 10 kilometrelik yarış parkuru koşuldu.
Kafilede farklı yaşlardan ve farklı spor geçmişlerinden atletler yer aldı. Ancak bu yolculuğu yalnızca bir yarış organizasyonundan ibaret kılan şey, sporcuların yıllara yayılan hikâyeleri, gençlere verdikleri mesajlar ve yol boyunca paylaştıkları renkli anılar oldu.
Özellikle Zeytinburnu’nu temsil eden İstanbul Atletizm Spor Kulübü açısından Gömeç yolculuğu, atletizmin yalnızca pistte ve yarış gününde değil, dostluk, disiplin ve dayanışmayla birlikte yaşanan bir kültür olduğunu da ortaya koydu.
Mustafa Atma: “Türk sporuna, Zeytinburnu’na ve atletizme katkı sunmak istiyoruz”
İstanbul Atletizm Spor Kulübü Başkanı Mustafa Atma, Gömeç’teki organizasyonun efsane milli atletlerden Mithat Şahin ve Gömeç Belediyesi iş birliğiyle gerçekleştirildiğini belirtti.
Kulüp olarak yaklaşık 5 yıldır Türkiye’nin en iyi kulüplerinden biri olma hedefiyle çalışmalarını sürdürdüklerini ifade eden Atma, hedeflerinin yalnızca yarışlarda derece elde etmek olmadığını söyledi.
Atma, kulübün temel amacını: “Türk sporuna, Zeytinburnu’na ve atletizme katkı sunmak.” sözleriyle özetledi.
Zeytinburnu’ndan farklı yarışlara katılan sporcuların oluşturduğu kafile, bu kez Gömeç’te hem kulübü hem de İstanbul’u temsil etti.
Kaptan Levent Kuva: Hedef derece, yolculukta ise dostluk var
İstanbul Atletizm Spor Kulübü Kaptanı Levent Kuva, 45 yaşında olduğunu ve 55-59 yaş grubunda 10 kilometrede mücadele edeceğini söyledi.
Yaklaşık 20 yıldır koşan Kuva, Mustafa Atma’nın öncülüğünde İstanbul Atletizm camiasının bir parçası olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Yarışta hedeflerinin derece olduğunu belirten Kuva, kafilenin yolculuk atmosferini ise tek cümleyle özetledi:
“Hem eğleniyoruz hem koşuyoruz.”
Kuva’nın sözleri, Gömeç yolculuğunun yalnızca yarış heyecanından ibaret olmadığını da gösterdi.
Gömeç’i daha önce koşan Durali Çolak
Kafilede Gömeç deneyimi bulunan isimlerden biri Durali Çolak oldu.
Çolak, geçtiğimiz yıl da Gömeç’te 10 kilometrelik yarışta koştuğunu belirterek organizasyonu:
“Çok güzel bir organizasyon.”
sözleriyle değerlendirdi.
Çolak’ın Gömeç deneyiminin yanında, yıllar önce Berlin Maratonu sırasında yaşadığı ve arkadaşları arasında hâlâ gülerek anlatılan başka bir hikâyesi de bulunuyor.
43 yıllık koşucu Mehmet Ali Akbulut’tan gençlere çağrı
Mehmet Ali Akbulut, tam 43 yıldır koşuyor.
59 yaşındaki Akbulut, Gömeç’e ilk kez gideceğini belirterek yarışın güzel geçmesini temenni etti. Yaş gruplarında dereceye girmek için mücadele ettiklerini belirten Akbulut, çoğu zaman ilk üç içerisinde yer aldıklarını söyledi.
Peki 43 yıllık deneyimin ardından gençlere ne söylüyor?
Akbulut’un cevabı kısa ve net: “Sporu muhakkak hayatlarına koysunlar.”
Erol Öztürk: 40 yılı aşkın süredir atletizm hayatının içinde
Atletizm geçmişi 40 yılı aşan Erol Öztürk, eski Tekel Kulübü dönemlerinden başlayan spor hikâyesini anlattı.
Bir dönem atletizme ara veren Öztürk, daha sonra master kategorisinde yeniden koşmaya başladı. Uzun yıllardır yaş gruplarında yarıştığını ve dereceler elde ettiğini belirten deneyimli sporcu, atletizmin kendisi için artık bir yaşam biçimi olduğunu söyledi.
Öztürk’e göre sporun en önemli kazanımlarından biri sağlık. Ancak bunun yanında sporun insanı disipline ettiğini ve hayatına düzen getirdiğini de vurguladı.
Mayram Korkchi: “Keşke daha erken başlasaydım”
45 yaşındaki Mayram Korkchi, koşuya 35 yaşında başladı.
İstanbul Yarı Maratonu’nda yaş grubunda iki kez birincilik elde eden Korkchi, İstanbul Maratonu’nun 15 kilometrelik yarışında da dereceler aldığını anlattı. Ancak kendi spor geçmişine baktığında bir konuda “keşke” diyor:
Daha erken başlamak.
Genç yaşlarda enerjinin ve fiziksel kapasitenin daha yüksek olduğuna dikkat çeken Korkchi, gençlere sporu ertelememeleri tavsiyesinde bulundu. Onun mesajı özellikle gençlere yönelik: “Genç zamanda başlarsanız, bizim gibi ‘Neden genç zamanda başlamadım?’ içinizde kalmasın.”
Bünyamin Şenel’in koşuya uzanan hikâyesi: Ameliyat sonrası başladı
Bünyamin Şenel, 2017 yılında profesyonel olarak koşmaya başladığını söyledi.
51 yaşındaki Şenel özellikle trail, yani arazi koşularını seviyor. Türkiye’nin birçok bölgesinde koştuğunu belirten Şenel’in spor hikâyesinin başlangıcında ise bir ameliyat bulunuyor.
2017 yılında geçirdiği ameliyatın ardından koşmaya başladığını belirten Şenel, o zamana kadar farklı sporlarla ilgilendiğini söyledi.
İstanbul Atletizm ile yollarının kesişmesinin ardından derecelerinin yükseldiğini belirten Şenel, Mustafa Atma başkanlığındaki ekiple Türkiye’nin farklı bölgelerinde yarışlara katıldıklarını anlattı.
Gençlere mesajı ise açık: “Spora tutunsunlar, ayakta kalsınlar. Mutlaka bir hareket içinde olsunlar.”
64 yaşındaki Zülfü Mehmet Karataş: “Koşabildiğim kadar”
Zülfü Mehmet Karataş, 64 yaşında ve yaklaşık 10 yıldır koşuyor. Koşunun çocukluğundan beri içinde kalan bir tutku olduğunu belirten Karataş, yıllar sonra bu tutkuyu doyasıya yaşadığını söyledi.
Yarışacak sporculara başarı dileyen Karataş, kendi spor yolculuğunu ise şu sözlerle anlattı:
“Koşuyorum, koşabildiğim kadar.”
67 yaşında, 38 yıllık koşucu: Emine Bayrak
Kafilede uzun yıllara dayanan koşu deneyimiyle dikkat çeken bir başka isim Emine Bayrak.
67 yaşındaki Bayrak, 38 yıldır koşuyor. Türkiye’nin farklı bölgelerinde yarışlara katılan Bayrak, sporun insanı dinç tuttuğunu, gülümsettiğini ve yeni dostluklar kazandırdığını söyledi.
Ancak kadın sporcular açısından bazı zorlukların da bulunduğuna dikkat çekti.
Kadınların tek başına ormanlık alanlarda koşmasının kolay olmadığını belirten Bayrak, sahilde koşarken dahi zaman zaman araçların tehlikeli hareketleriyle karşılaştıklarını anlattı.
Bayrak’ın mesajı ise herkese: Spor hayatın bir parçası olmalı.
Suzan Tunca: “Bir hocayla çalışmak insanı bir adım öteye taşıyor”
Yaklaşık 8 yıldır koşan Suzan Tunca, kendi kararıyla koşmaya başladıktan sonra antrenör Asım Çetin ile tanıştığını anlattı.
Tunca, bir antrenör eşliğinde çalışmanın sporcu açısından önemli bir fark yarattığını belirterek:
“Bir hocayla çalışmak insanı bir adım öteye taşıyor.”dedi.
İtalya ve Hollanda’da yaşadığı dönemlerde de kulüplere üye olduğunu belirten Tunca, spora yeni başlayanlara atletizm pistlerinde düzenli çalışma tavsiyesinde bulundu.
Kemal Zoroğlu: Futboldan atletizme, rakipten kendine
Kemal Zoroğlu, ziraat mühendisi olduğunu ve geçmişte amatör futbol oynadığını söyledi.
Son 5 yıldır atletizmle ilgilenen Zoroğlu, bireysel olarak yapabileceği sporlar içerisinde koşunun kendisi için ayrı bir yere geldiğini belirtti.
Futboldan atletizme geçişinin ardından yarışlara bakışının da değiştiğini ifade eden Zoroğlu, artık başkalarıyla değil, kendisiyle yarıştığını söyledi.
Zoroğlu’na göre spor yalnızca fiziksel değil, kişinin özel hayatına da olumlu katkı sağlıyor.
Cemalettin Suntur’un Gömeç hedefi: Kupa
Cemalettin Suntur için Gömeç yolculuğunun hedefi belli:
Mustafa Atma ve İstanbul Atletizm Spor Kulübü ile birlikte yarışacaklarını belirten Suntur, profesyonel sporcularla birlikte güzel bir yarış çıkarmayı ve kupa alarak İstanbul’a dönmeyi hedeflediklerini söyledi.
Hasan Sarışın ve oğlu Ömer Yiğit aynı kafilede
Gömeç yolculuğunda Hasan Sarışın da İstanbul Atletizm Spor Kulübü kafilesinde yer aldı.
Sarışın’ın oğlu Ömer Yiğit Sarışın’ın da aynı kafilede bulunması, yolculuğa farklı bir anlam kattı.
Ömer Yiğit kendisini, “Hasan Sarışın’ın oğluyum” sözleriyle tanıttı.
Henüz profesyonel düzeyde olmadığını ancak koşmaya devam ettiğini belirten genç sporcu, organizasyon için Mustafa Atma’ya teşekkür etti.
“O kadar profesyonel olmasam da koşuyorum bir şekilde.”
Ömer Yiğit’in sözleri, atletizmin bir kuşaktan diğerine nasıl taşınabildiğini de ortaya koydu.
Enver Okumuş da İstanbul Atletizm Spor Kulübü kafilesinde Gömeç yarışına katılan sporcular arasında yer aldı.
Bursa’dan gelen sporcunun hedefi yaş grubu birinciliği
Gömeç yolculuğuna Bursa’dan katılan bir sporcu da İstanbul Atletizm kafilesine dahil oldu.
İstanbul’dan Mustafa Atma ve ekibiyle birlikte yola çıktığını belirten sporcu, yaklaşık üç saatlik yolculuğun ardından Gömeç’e ulaşmayı beklediklerini söyledi. Yarış için hedefi ise oldukça net:
Yaş grubunda birincilik.
Yarıştan Sonra Değil, Yolculukta Başlayan Anılar
Gömeç yolculuğunda yarış kadar dikkat çeken bir başka konu da sporcuların yıllar içerisinde biriktirdiği komik anılar oldu.
Berlin Maratonu’nda “Trene Binip Kaybolan” Durali
Erol Öztürk ve Durali Çolak’ın Berlin Maratonu anısı, kafilenin en çok güldüğü hikâyelerden biri oldu.
Erol Öztürk, Berlin Maratonu’ndan bir gün önce metro istasyonunda başka bir Türk grubuyla sohbet ettiklerini anlattı.Tam o sırada tren geldi. Durali Çolak da grubun trene bineceğini düşünerek vagona bindi. Ancak kapılar kapandı ve Durali trende tek başına kaldı.
Telefonu vardı ama yabancı dil bilmiyordu. Öztürk, o anı esprili bir dille anlatırken:
“Sadece bir göz göze geldik. Türk filmlerinde bir gözyaşı damlası akar ya… O gözünden iki damla yaş aktığını hissettim.” dedi.
Durali Çolak ise bir sonraki durakta indiğini, karşı yönden gelen trene binerek arkadaşlarının yanına geri döndüğünü anlattı. Ve yaşananları tek cümleyle özetledi:
“Isınma koşusu yaptım orada!”
Kafilede kahkahalar yükselirken Çolak, yaşanan bu maceranın ardından pazar günü Berlin Maratonu’nu da güzel koştuğunu söyledi.
Adana’da “Tatlıcı Selim” vakası
Bir başka unutulmaz anı ise Mustafa Atma ve Selim Korkmaz’ın Adana Yarı Maratonu sırasında yaşandı.
Atma’nın anlattığına göre, Adana’da yürürken üzerinde “Tatlıcı Selim” yazan bir tabela gördüler.
Selim Korkmaz tabelayı görünce dükkâna girdi.
Korkmaz içeride kendisini dükkânın sahibi olarak tanıtınca çalışanların şaşkınlığı ortaya çıktı.
Korkmaz ise olayı şöyle anlattı:
“Ben buranın sahibiyim, Selim ben.”
Çalışanların kendisini tanımaması üzerine olay daha da komik bir hâl aldı. Korkmaz’ın:
“Tezgâhın arkasına geçiyorum.”
sözleri ise kafilede kahkahalara neden oldu.
Böylece bir yarış yolculuğunda yaşanan sıradan bir tabela karşılaşması, yıllar sonra bile anlatılan “Tatlıcı Selim” anısına dönüştü.
Zeytinburnu’ndan Gömeç’e: Ortak Nokta Koşmak
İstanbul Atletizm Spor Kulübü’nün Gömeç yolculuğu, farklı yaşlardan sporcuların aynı hedef etrafında nasıl buluştuğunu gösterdi.
43 yıllık koşucu Mehmet Ali Akbulut, 40 yılı aşkın atletizm deneyimine sahip Erol Öztürk, 38 yıldır koşan 67 yaşındaki Emine Bayrak ve 64 yaşında yarışmaya devam eden Zülfü Mehmet Karataş…
Her birinin farklı bir hikâyesi var.
Kimi gençlere “daha erken başlayın” diyor, kimi ameliyat sonrası spora dönüş hikâyesini anlatıyor, kimi kadınların yaşadığı sorunlara dikkat çekiyor, kimi ise artık rakiplerinden çok kendisiyle yarışıyor.
Ama hepsinin ortak bir cümlesi var:
Koşmak sadece bir yarış değil; yaşamın bir parçası.
Zeytinburnu’ndan Gömeç’e uzanan bu yolculukta İstanbul Atletizm Spor Kulübü sporcuları, yarış heyecanının yanında dostluğu, dayanışmayı ve yılların biriktirdiği anıları da beraberlerinde taşıdı.
